Bir süredir yazılarımı göremeyen okuyucular nerede olduğumu merak ettiler. Hemen söyleyeyim; İstanbul’daydım. 10 yıldır adım atmadığım eski kentime bir iş vesilesiyle yolum düştü. Üstelik gidilecek en kötü günleri tercih etmişim. Kar yağışı altında, pek de İstanbul keyfi yapamadan geri döndüm. Neyse, bu bahsi bir an önce kapatıp, gündeme geçelim. Gündem CHP’deki hızlı mücadele… Kongre sürecindeki CHP’de kan bile akmış. Bu ‘kan davası’nı yazımın sonuna bırakıp, yaşanılan kongre sürecine ışık tutmak babında bir önceki kongreleri ve o dönemin iki kahramanını anımsatmak istiyorum. CHP 2 yıl önce de son derece hareketli bir kongre süreci yaşamıştı. O günlerin kilit ilçesi Muratpaşa, nihai hedefi de Ömer Melli’ye karşı il başkanlığı yarışıydı. Muratpaşa’daki 166’lar hareketi ipi göğüsleyemese de, 2 genç CHP’linin, 2 yoldaşın kutlu hatırasını üstlerinde taşıyorlar. Tabii onların mirasını da… Bu iki isim Necdet Küsken ve Çağdaş Şahin’dir.
166’ların taşıdığı bayrak
Aramızdan erken ayrılan Necdet Küsken ve Çağdaş Şahin, CHP içindeki demokrasi güçlerine onurlu bir miras bıraktılar. Demokrasi sevdalısı 166 ismin lideri Necdet Küsken, bir adım geri atmadan taşıdığı bayrağı, partililerin gönlüne dikerek gitti. Elim bir kaza sonucu genç yaşta bizlere veda eden Çağdaş Şahin de, CHP’deki demokrasi ve gelecek mücadelesinin parlayan yıldızlarından biriydi. Ölümü, demokrasi yolunu aydınlatan yıldızı daha da parlatmıştır. Bu iki yoldaş ismi hatırlatmamın nedeni, sergiledikleri mücadelenin, bugün gelinen süreçte meyvelerini vermeye başladığını görmemdir. 166’lar hareketi, Demokrasi Cephesi’ne, sonrasında da Demokrasi Hareketi’ne dönüşmüştür. Daha da genişleyen bu hareket, Necdet Küsken ve Çağdaş Şahin isimlerinin gerçek temsilcisidir. Çünkü her iki isim de, parti içi demokrasinin, vesayetin kaldırılmasının, örgüt gücünün, mücadele onurunun simgesidir.
Komitacılarla mücadele
İlçe delegelerini seçmeye çalışan CHP’de, neredeyse bütün mahallelerde iki liste çıkıyor. Geçmiş kongrelerde ağırlıklı olarak tek listelerle sandığa gidilir, çıkan delegeler üzerinden de hesap kitap yapılırdı. Şimdi açık, net bir mücadele veriliyor. Bu mücadele Baykalcılarla Kılıçdaroğlu savunucularının mücadelesidir. Parti tabanı, CHP’yi olağanüstü kongrelerle şekillendirmeye çalışan komitacı anlayışa karşı, kendi gücünü, taleplerini, hedeflerini, varlığını savunuyor. Özetle demokrasiyi savunuyor. Yeni CHP’yi savunuyor. Bu savunmanın yolunu da, Necdet Küsken, Çağdaş Şahin gibi semboller açtı. Onların bıraktığı miras, bugün bütün mahallelerde kararlı bir mücadele olarak kendini gösteriyor.
Akan kanın gerçek failleri
Gelelim şu ‘kan davası’na. Kepez seçimlerinde bir bıçaklanma hadisesi yaşandı. Suç da birilerinin üzerine yıkılmaya çalışılıyor. Oysa bu elim olayın failleri, partiyi ‘senin, benim’ diye bölenler, kendi üyelerini ‘gerçek’, başkalarının yaptığı üyeleri ‘çakma’, ‘sahte’ diye ayıranlardır. Bir kısım üyeyi, Genel Merkez’e rağmen sahtekarlıkla suçlayan bu zihniyet, kan davasına davetiye çıkartmıştır. Genel Merkez’in bu konuda daha önceden uyarıldığını biliyorum. 2 milletvekilinin Antalya’ya gözlemci olarak gönderilme nedeni de aslında budur. Başlarda ‘turist’ gibi duran söz konusu 2 milletvekilinin, birkaç gündür işlerini ciddiye almaya başlamaları da, işin vahametini görmelerinden kaynaklanıyor herhalde. Tabloya kabaca baktığımızda, Antalya CHP’de demokrasi güçleri kazanacak gibi duruyor. Bu kazanım da Necdet Küsken ve Çağdaş Şahin’in onurlu hatıralarına adanacaktır.













Necdet ve Çağdaş arkadaşımızın anıları parti tabanına ışık tutacaktır. Gençler arasındaki tatsız kavgaya sebeb olanları kınıyorum ama bu kavgayı Büyükşehir belediyesine mal etmeye çalışanlarıda ne diyeyim bilmemki
Maşallah kaleminden mürekkep yerine kan damlıyor.sen nerden biliyorsun kimin baykal’cı kimin kılıçdaroğlu’cu olduğunu..ölçme cihazınmı var elinde.bu kadar keskin yazılar yazmayı görev ediniyorsunda şu soruyu da bir sor bakalım kendine ‘bu gün parti içi seçimlerde bu enerjiyi bulanlar, genel seçimlerde neredeydiler?’başkalarının adına itham’da bulunma.şunu unutmaki chp de biat kültürü yoktur ama chp de soytarılık kültürüde yoktur.
Parti içi DEMOKRASİ HAREKETİ-Muhalefetin ortak adresidir.
1-Güçlü örgütün oluşumu,
2-İlkeli ve ideolojik Örgüt yönetimi.
3-Örgütler üzerindeki VESAYETİN Kaldırılması
4-Örgütün Kurumsal bir yapıya kavuşturulup Kişilerin siyasi geleceğine odaklı çalışma yapan değil.Partinin ilkeleri doğrultusunda çalışan üyeler yaratmak.
5-Mahallelerde üyelerle iletişimi sağlayıp mahallelerini temsil edecek aktif delege olmalarını öngörüp çalışan.
6-ilçe Başkanı,İl başkanı olabilecek bireyleri hareketin içinde bulunan arkadaşların arasından ortak akılla tespit, sonrasında destek vermek.
6-Demokrasi hareketi lider odaklı değil,SİSTEM odaklı bir harekettir.
7-Demokrasi Hareketi,imzasını DEMOKRASİ HAREKETİ olarak atar.
Maşallah kaleminden mürekkep yerine kan damlıyor.sen nerden biliyorsun kimin baykal’cı kimin kılıçdaroğlu’cu olduğunu..ölçme cihazınmı var elinde.bu kadar keskin yazılar yazmayı görev ediniyorsunda şu soruyu da bir sor bakalım kendine ‘bu g…ün parti içi seçimlerde bu enerjiyi bulanlar, genel seçimlerde neredeydiler?’başkalarının adına itham’da bulunma.şunu unutmaki chp de biat kültürü yoktur ama chp de soytarılık kültürüde yoktur.